Miladi takvime göre 13, 14 ve 15 Şubat tarihlerine denk gelen Hızır Orucu, Toroslar’da anlamına yakışır bir birlik ve paylaşma atmosferiyle yaşatıldı. Toroslar Alevi Kültür Derneği Cemevi’nde düzenlenen etkinlik, yüzyıllardır bu topraklarda sürdürülen inançsal bir geleneğin günümüzdeki güçlü yansıması oldu.Hızır Orucu; paylaşmanın, rızanın ve kolektif vicdanın ibadetle bütünleştiği bir yol olarak kabul ediliyor. Oruç tutuluyor, niyetler ediliyor, lokmalar hazırlanıp paylaşılıyor; rızalar alınmadan ibadetin tamamlanmış sayılmadığı bu inanç anlayışı, etkinliğin her aşamasına yansıdı.Etkinlikte, Ehl-i Beyt’in büyük paylaşma idealini anlatan rivayetler bir kez daha hatırlatıldı. Hz. İmam Hasan ve Hüseyin’in hastalığı üzerine Hz. Fatıma’nın şifa niyetiyle tuttuğu adak orucu, Hz. Ali’nin emeğiyle getirilen buğday ve üç gün üst üste kapıya gelen yoksul, yetim ve esire verilen lokmalar; inancın özünde yer alan fedakârlık ve insanlık vurgusunu simgeledi. Üç gün boyunca suyla açılan oruçlar, serzenişsiz ve tereddütsüz bir teslimiyetin ifadesi olarak anlatıldı.Bu inançsal mirasın gereği olarak Toroslar Cemevi’ni dolduran kalabalık katılımla cem yürütüldü. Dönülen semahlar, edilen dualar ve niyazların ardından, kolektif emekle hazırlanan kumanya şeklindeki lokmalar, gelen herkese eşit biçimde dağıtıldı.Etkinlik sonunda katılımcıların yüzlerine yansıyan huzur ve gönüllerine dolan ferahlık dikkat çekti. Paylaşmanın ve birlikte olmanın verdiği manevi doyumla, katılımcılar Cemevi’nden ayrılarak evlerinin yolunu tuttu.

