Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

    ‘2012 yılında yaklaşık yüzde 29 olan obezite oranı, 2024 yılında da benzer seviyesini korudu’

    Mersin Ticaret Borsası Başkanı

    Mersin Ticaret Borsası Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, “Sağlıklı Beslenmenin Toplumun Tüm Kesimlerine Yayılması Gerektiğine” dair açıklamalarda bulundu.

    FAO, IFAD, UNICEF, WFP ve WHO tarafından hazırlanan “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2026″ raporuna göre, 2025 yılında 645 milyon kişi yeterli beslenemedi, yaklaşık 2,1 milyar kişi ise düzenli ve güvenilir gıdaya erişemedi. Başkan Özdemir, ”Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan 2,7 milyar kişi, sağlıklı bir günlük beslenmenin maliyetini karşılayamamaktadır. Sağlıksız beslenmenin küresel ekonomiye yıllık maliyetinin ise 8,1 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir.
    Kişi başına günlük sağlıklı beslenme maliyeti ise, satın alma gücü paritesine göre 2017 yılında 2,94 dolar seviyesindeyken, 2025 yılında 4,28 dolara yükselmiştir. Böylece sekiz yılda yaklaşık yüzde 46 artış gerçekleşmiştir. Bu gelişmelerin temel nedenlerinden biri, et, süt, meyve ve sebze gibi besin değeri yüksek gıdaların toplam maliyetin büyük bölümünü oluşturmasıdır. Buna karşılık nispeten daha ucuz olan nişastalı temel gıdalar, toplam maliyetin yalnızca altıda birini oluşturmaktadır.” dedi.

    ”Baklagil üretiminde çeşitlilik yeterince artmıyor”


    Tarımsal destek politikalarının da bu süreci etkilediğini belirten Özdemir, ”Dünyada tarıma verilen desteklerin yaklaşık yüzde 70’i tahıl, şeker, süt, et ve yağlı tohumlara yönelirken, meyve ve sebze üretimi sınırlı düzeyde desteklenmektedir. Benzer durum baklagiller için de geçerlidir. Mevcut destekleme politikaları tahıl üretimini öne çıkardığı için baklagil üretiminde çeşitlilik yeterince artmamakta, yenilikçi uygulamalar da istenen ölçüde yaygınlaşmamaktadır. Türkiye, gıdaya erişim göstergelerinde son yıllarda önemli ilerleme kaydetmiştir. 2017 yılında sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamayanların oranı yüzde 15 düzeyindeyken, 2025 yılında bu oran yaklaşık yüzde 4’e gerilemiştir. Böylece Türkiye, dünya ortalaması olan yüzde 32,7’nin oldukça altında bir seviyeye ulaşmıştır. Buna karşın, sağlıklı bir günlük beslenmenin maliyeti son sekiz yılda yüzde 33 artarak 4,58 dolara yükselmiş ve dünya ortalamasının üzerinde bulunmaktadır. Raporun Türkiye açısından dikkat çektiği bir diğer başlık ise yetişkin obezitesidir. 2012 yılında yaklaşık yüzde 29 olan obezite oranı, 2024 yılında da benzer seviyesini korumuştur. Bu oran, dünya ortalaması olan yüzde 16’nın oldukça üzerindedir.” şeklinde konuştu.

    ”Soğuk zincir, depolama ve lojistik altyapısına yapılacak yatırımlar önemli”

    Özdemir şöyle devam etti;

    ”Rapora göre, tüketicilerin katlandığı maliyetin yüzde 70’inden fazlası üretim sonrası taşıma, depolama ve işleme süreçlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken yol haritasının en önemli unsurlarından birinin soğuk zincir, depolama ve lojistik altyapısına yapılacak yatırımlar olduğu kanaatindeyim. Bu yatırımların gıda enflasyonunun daha makul seviyelere gerilemesine ve fiyat istikrarının güçlenmesine önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bunun yanında, tarımsal destekleme politikalarının daha dengeli bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Destek ve alım mekanizmalarının bir bölümünün tahıl üretiminden sebze, meyve ve baklagil üretimine yönlendirilmesi hem sağlıklı gıdaların fiyatlarını düşürebilir hem de dengeli beslenmeyi teşvik edebilir. Üretim planlamasında ve araştırma geliştirme kaynaklarının tahsisinde de benzer bir yaklaşım uygulanmalıdır. Ayrıca üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afetler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya bulunan çiftçilerimizin gelirini koruyacak politikalar hayata geçirilmelidir. Özellikle küçük üreticilerin ve kırsalda faaliyet gösteren çiftçilerin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, teknolojiye uyumlarını destekleyecek uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Böylece sektörün dayanıklılığı güçlendirilebilir. Sonuç olarak Türkiye, gıdaya erişim alanında önemli ilerleme sağlamıştır. Ancak bu başarının sürdürülebilir olması ve politikaların etkinliğinin artırılması için gelir grupları ve bölgeler bazında gıdaya erişim verilerinin düzenli olarak izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle düşük gelirli kesimlerin durumu ayrı olarak değerlendirilmelidir. Önümüzdeki dönemde temel hedef, elde edilen kazanımları kalıcı hale getirmek, bunların toplumun tüm kesimlerine eşit biçimde yansımasını sağlamak ve sağlıklı beslenmeyi destekleyen sürdürülebilir bir gıda sistemini daha da güçlendirmek olmalıdır.”